Bakan Tunç Osman Kavala’ya verilen ödül hakkında konuştu

Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi (AKPM) tarafından, Gezi Parkı davasında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılan Osman Kavala’ya, “2023 Vaclav Havel İnsan Hakları Ödülü” verilmesine ilişkin, “Türkiye Cumhuriyeti yargısının vermiş olduğu kesin karar neticesinde hüküm giymiş birisine, insan hakları ödülü veriliyorsa Avrupa Parlamentosu’nda, bu bir kere talihsizliktir.” dedi.

Bakan Tunç, Haliç Kongre Merkezi’nde düzenlenen Yargı ve İş Dünyası Sempozyumu’nun ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladı.

AKPM tarafından Gezi Parkı davasında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılan Kavala’ya “İnsan Hakları Ödülü” verilmesiyle ilgili soru üzerine Tunç, “Türk yargısı tarafından bir hüküm verilmiş. Bu hüküm kesin. Bir kısım sanıklar bakımından bozma, bir kısım sanıklar bakımından da onama kararı verildi. Gezi olayları bir şiddet olayıdır. Hiç kimsenin başka tarafa çekmesi mümkün değil.” diye konuştu.

Türkiye’de faizlerin ve enflasyonun yüzde 5’lere düştüğü, Türkiye’nin ekonomide bağımsızlığını ilan ettiği, dünyanın en büyük köprülerinin, İstanbul Havalimanı’nın konuşulduğu bir dönemde Gezi Parkı olaylarının başladığına dikkati çeken Tunç, şöyle devam etti:

“Gezi Parkı’ndaki iki ağacı bahane ederek -ki mesele o değildi, kendileri de bunu söylemişlerdi- sokakları ateşe vermek istediler. Dükkanları taşladılar, polisleri şehit ettiler. Vatandaşlarımız yaralandı, hayatını kaybetti. Kamu araçları, özel araçlar hepsi tahrip edildi. Bu şiddet olaylarının hukuk devletinde yeri var mıdır, yoktur. Bunun hesabını bağımsız yargı soracak. Bir süreç başladı. Soruşturma, ardından kovuşturma ve sonrasında temyizine karar verildi. Kesinleşen bu karara saygı duymaktan başka, hukuk devletinde başka bir imkan var mı, yok.”

Yılmaz Tunç, “Türkiye Cumhuriyeti yargısının vermiş olduğu kesin karar neticesinde hüküm giymiş birisine, insan hakları ödülü veriliyorsa Avrupa Parlamentosu’nda, bu bir kere talihsizliktir. Avrupa Parlamentosu’nun kuruluş ilkelerine de uygun değildir. Avrupa değerleri, insan haklarıysa eğer insan haklarının içerisinde şiddet yoktur. İnsan haklarının düşmanıdır şiddet.” değerlendirmesinde bulundu.

Terörün insan ve yaşam hakkının düşmanı olduğuna değinen Tunç, şunları kaydetti:

“Dolayısıyla yaşama hakkını tehdit eden, şiddet olaylarını azmettirme ve arka planında onları destekleme noktasında yargının vardığı bir kesin hüküm var. Yani bu kararı beğenmeyebilirsiniz, eleştirebilirsiniz ama uymak zorunda olduğumuz bir karardır bu karar. Avrupa Parlamentosu’ndaki bu görüntü, özellikle bir sivil toplum kuruluşunun sözde insan hakları ödülü vermeye kalkışması ve bunu bütün dünyanın gözü önünde, sanki o kişiler insan hakları mücadelesi yapmış, İstanbul’da sokakları ateşe verip ve bu ateşi bütün Türkiye’ye yaymaya çalışan kişiler değilmiş gibi sözde bir insan hakları ödülü töreni yapılıyor. Buna da Avrupa Parlamentosu maalesef alet oluyor.”

Adalet Bakanı Tunç, Türk delegasyonunun, yaşanan bu görüntülerden sonra toplantıyı terk etmesinin, doğru bir tavır olduğunu dile getirdi.

– “Bu hukuksuzlukların bir an önce sona ermesi lazım”

Bir gazetecinin “İsrail ile Filistin arasında çatışmalar şiddetlendi. Dün sizin de bulunduğunuz kabine toplantısında, Sayın Cumhurbaşkanımızın toplantı esnasında dahi ikili görüşmeler yaptığı açıklandı. Bölgede kalıcı barışın sağlanması için hangi adımlar atılacak?” sorusunu yanıtlayan Tunç, 1967 sınırlarına geri dönülüp bölgede iki devletli bir yapının oluşmaması nedeniyle hep şiddet olaylarının yaşandığını söyledi.

Son olayların kendilerini endişelendirdiğinin altını çizen Tunç, “Oradaki şiddetin sona ermesi, sivil insanların can kaybının önlenmesi anlamında bütün dünyanın duyarlı olması lazım. Sayın Cumhurbaşkanımız da bu anlamda bölgedeki liderlerle, gerek Filistin Devlet Başkanı gerekse İsrail Devlet Başkanı, diğer aktörlerle çok sayıda görüşme yapıyor.” ifadesini kullandı.

Filistinlilerin topraklarında yıllardır süren bir işgalin olduğunu anımsatan Tunç, sözlerini şöyle sürdürdü:

“İsrail’in hem Gazze şeridi hem de Mescid-i Aksa’ya yönelik baskınları hepimizin malumu. Dolayısıyla bu hukuksuzlukların bir an önce sona ermesi lazım. Son gelişen olaylar sonrasında bunu bir daha büyük bir felakete, şiddete, savaşa dönüştürmeden, olayın bir an önce çözümlenmesi özellikle bölge barışı açısından önemli. Türkiye olarak, Sayın Cumhurbaşkanımız da her zaman olduğu gibi dünyada adaleti, hakkaniyeti, barışı, huzuru savunan bir lider. Bu anlamdaki gayretlerinde hepimizi görüyoruz. Dünkü kabine toplantısı sonrasında da zaten gerekli açıklamaları yaptı. Temennimiz bir an önce oradaki huzurun sağlanması, şiddet olaylarının bir an önce son bulması.”

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir