Okçulukta Dünya ve Olimpiyat Şampiyonu Mete Gazoz, disiplinini, idolünü ve hedeflerini anlattı

Ama onun için hedefler bitmiyor: “En yakın ve büyük hedef 2024 Paris Olimpiyat Oyunları… Sporcuların isimleri anons edilirken benim ismim ‘Son olimpiyat ve dünya şampiyonu’ olarak anons edilecek. O anları düşündükçe bile tüylerim diken diken oluyor.”

Dünya ve Olimpiyat Şampiyonu Mete Gazoz, Hürriyet Gazetesi’nden Ceren Naz Büyük‘e konuştu.

İlk defa ok ve yayı eline aldığında 3 yaşındaymış Mete Gazoz. Ailesi okçuluk dünyasından olduğu için evde her zaman okçuluk konuşulurmuş ama hiçbir zaman üzerinde okçu ol baskısı hissetmemiş, kendine inanmış. Çoğumuzun aşina olduğu ‘Gazoz olma, efsane ol’ reklamlarını ‘Gazoz ol, efsane ol’ olarak değiştiren, adını Türk okçuluk tarihine yazdırmış bir sporcu. Birçok sporcunun hayali olan olimpiyat şampiyonluğunu aldıktan sonra başarının rehavetine kapılmadan, mental iradesini yüksek seviyelerde tutarak dünya şampiyonluğunu da getirmiş biri. “Çalışmak için motive olmayı beklemek doğru gelmiyor. Çünkü kimi zaman yüksekken kimi zaman düşüşe geçebilirsiniz” diyor Gazoz: “Kötü bir atıştan sonra toparlanıp daha iyisi için çabalayabilmek hem en zor hem de bu sporun en sevdiğim yönü. Aslında hayatın küçük bir simülasyonu oluyor.”

Türk okçuluk tarihinin ilk olimpiyat (2020 Tokyo Olimpiyatları) ve dünya şampiyonusunuz. Nasıl hissediyorsunuz?

Küçük bir çocukken hayal kuruyor, bu hayal uğruna büyük fedakârlıklar yapıyorsunuz. Sonunda başarmış olmak gerçekten harika. Önce Tokyo’da olimpiyat, şimdi Berlin’de dünya şampiyonluğu… Cumhuriyetimizin 100’üncü yılında gelmesi de ayrı bir gurur. Elde ettiğim başarıları bireysel başarı olarak görmeyi doğru bulmuyorum.

Benim arkamda kocaman bir ekip var. Oku ben atsam da bütün süreç onların desteğiyle yürüyor. Bunların hepsi okçuluk tarihimiz için çok anlamlı başarılar.

Sporseverlerin ilgisi nasıl?

Yoğun bir sevgi ve ilgi görüyorum. Bu beni çok motive ediyor. Podyuma çıktığımda arkamda milyonların olması benim yalnız hissetmeme engel oluyor. Onların desteği ve inancı daha iyi olmam için gerekli motivasyonu sağlıyor.


Gazoz, erkekler klasik Yay finalinde Kanadalı Eric Peters’i 6-4 yenerek dünya şampiyonu oldu.

‘BIRAKMAYI BİLE DÜŞÜNDÜM’

Spordaki en büyük iki başarıyı yakaladınız aslında. Bu sizi daha mı çok hırslandırıyor?

Sporda her zaman daha da büyük başarılar vardır. Evet, ben olimpiyat ve dünya şampiyonu bir sporcu olarak kendim ve ülkem adına çok kıymetli iki başarı elde ettim ama ben hedeflerin biteceğine inanan bir sporcu değilim. Tabii ki zirvede olmak güzel bir şey ancak bunu sürdürmeye devam etmem gerekiyor. Sporda dün yok, bugün var.

Omuzlarınız için yüzme, koordinasyonunuz için basketbol, görme ve dikkat için resim kursu, göz ve el koordinasyonunuz için piyano eğitimi almışsınız. Bu süreç nasıldı?

Çok küçük yaşlarda, babamın da desteği ve vizyonu sayesinde okçu olacağıma inanıyordum. Bu inanç beni daha çok çalışmaya ve gelişmeye teşvik etti. Oyun başlığı altında birçok farklı aktiviteyi daha iyi ok atabilmek adına denedim ve gerçekleştirdim. Her bir aktivitenin benim bugünkü Mete olmamda çok katkısı olmuştur. Denediğim her şeyin bana kattıklarını hâlâ yarışmalarda hissediyorum.

Bu çok büyük bir motivasyon da gerektirir. Motivasyon kaynağınız nedir?

Çalışmak için motive olmayı beklemenin doğru olmadığını düşünüyorum. Çünkü kimi zaman yüksekken kimi zaman düşüşe geçebilirsiniz. Kontrol çoğu zaman sizin elinizde olmaz. 2015’teki dünya şampiyonası benim için çok kötü geçmişti. O dönem okçuluğu bırakmayı bile düşündüm. Bizler insanız, makine değil. İyi anlarımız da olacak, kötü anlarımız da… Yaşadığınız bu başarısızlıkları tecrübe olarak görüp çalışmaya devam ederseniz başarı bir şekilde geliyor. Ben disiplinli ve sıkı çalışmaya inanıyorum. En büyük motivasyonum disiplinim diyebilirim. Bu disiplini ve iradeyi sağlayan en önemli faktör de bu spordan keyif almam. Ben ok atarken çok eğleniyorum.

Küçüklüğünüzden beri bu sporla uğraşıyorsunuz. Tam ne zaman başladınız? Ok ve yaya olan bağınızı güçlendiren nedir?

İlk defa ok ve yayı elime aldığım zaman 3 yaşındaydım. Babam okçuluk dünyasının içinden gelen biri olduğu için evde her zaman okçuluk konuşulurdu ama hiçbir zaman üzerimde ‘Ben de okçu olmalıyım’ gibi bir baskı olmadı. İlk zamanlar her şey oyun gibi geliyordu. Yıllar geçtikçe bu oyun bir tutkuya dönüştü.

Evet babanız Metin Gazoz da eski milli okçu. O size hangi noktalarda destek oldu?

Ailem benim en büyük destekçim. İyi ki varlar. Ben ne karar alırsam alayım, her zaman arkamda olurlar ve daima iyiliğimi isterler. Bugün bu noktalara gelebildiysem, bu yolda onların manevi desteği çok kıymetli. Elbette babamın hem okçuluk hem de hayat konusundaki desteklerini her zaman alıyorum. Annemle de aynı şekilde… Biz her şeyimizi birbirimizle paylaşan bir aileyiz.

‘ASIL MÜCADELE PSİKOLOJİK’

Bize verdiğiniz bir röportajınızda ‘Gümüş madalya sevmem, bronzu tercih ederim’ demişsiniz. Sizi hırslandıran nedir?

Bazı başarılara ulaştıktan sonra başlangıçtaki motivasyon kaynağınız değişebiliyor. Hedeflediğiniz başarıya ulaşınca ‘Peki şimdi ne olacak’ sorusunu soruyorsunuz kendinize. Ben bu spor için ulaşılabilecek en büyük başarılara ulaştım. Ancak hırsımın tek kaynağı madalyalar değil artık. İnsanlar benim başarılı olmamı istiyorlar ve bu başarılarla gururlanıyorlar. Bunu bilmek sonsuz bir irade ve direnme gücü katıyor. Bugün olduğum yerde hırsımın temel kaynağı, arkamda olan ve benim başarılarımla mutlu olan insanlar.

Bu hırs antrenmanlara nasıl yansıyor?

Antrenmanlar yetenek, disiplin ve azimle anlam kazanıyor. Eğer başarılı olmak istiyorsanız çok çalışmalısınız ve ciddi fedakârlıklar yapmalısınız. Bu durum okçuluk için de geçerli. Kazandığım şampiyonlukların arkasında çok ciddi emekler var. Doğru planlamayla oluşturulan antrenman programları, beslenme ve dinlenme rutinleri de bunun bir parçası.

Bu sporda sizi en çok zorlayan ve en sevdiğiniz şey nedir?

Dışarıdan bakıldığında fiziksel olarak diğer birçok spora kıyasla daha az yorucu gözüküyor. Okçuluktaki temel mücadelenin psikolojik olduğunu düşünüyorum. Rekabette sizi ileri taşıyacak faktör de bu aslında. Bu anlamda psikolojik rekabette okçuluk hayli zor bir spor diyebilirim. En zorlandığım kısım aslında en keyif aldığım nokta aynı zamanda. Psikolojik olarak kuvvetli olmak ve kötü bir atıştan sonra toparlanıp daha iyisi için çabalayabilmek hem en zor hem de bu sporun en sevdiğim yönü. Aslında hayatın küçük bir simülasyonu oluyor.

Robin Hood ve Arrow gibi karakterlerden etkilendiniz mi hiç?

Belki size ilginç gelecek ama böyle karakterlerden hiç etkilenmedim. Bir idolüm de olmadı. Hep kendi yolumdan gittim. Orijinal olmak istedim ve şu an geldiğimiz noktada da fena değilim gibi gözüküyor (gülüyor).

Size hedefinizi sorarken biraz çekiniyorum! Sıradaki hedef nedir?

Paris… En yakın ve büyük hedef 2024 Paris Olimpiyat Oyunları. Bu turnuvada hem bireysel hem de takım olarak başarılarımıza yenilerini eklemek için mücadele edeceğiz. Çok güzel bir jenerasyonumuz var. Bu zamana kadar yazdığımız hikâyeye yeni bölümler eklemek için çok çalışıyoruz. Paris’in benim için farklı bir de yeri olacak. Yarışma öncesi sporcuların isimleri anons edilirken benim ismim ‘Son olimpiyat ve dünya şampiyonu Mete Gazoz’ olarak anons edilecek. O anları düşündükçe şimdiden tüylerim diken diken oluyor. Bu durumun keyfini de çıkarmak istiyorum tabii ki.
“En büyük motivasyonum disiplinim. Bu disiplini ve iradeyi sağlayan faktörse bu spordan keyif almam.”

“Hedeflediğiniz başarıya ulaşınca ‘Peki şimdi ne olacak’ sorusunu soruyorsunuz kendinize. Ben bu spor için ulaşılabilecek en büyük başarılara ulaştım. Ancak hırsımın tek kaynağı madalyalar değil artık. İnsanlar benim başarılı olmamı istiyorlar ve bu başarılarla gururlanıyorlar.”

‘KEKEMEYİM, NEFES EGZERSİZLERİYLE İYİLEŞİYORUM’

Konuşurken takılmalarınızla ilgili çeşitli yorumlar var. Bu konuyla ilgili bir yorum yapmak ister misiniz?

Sosyal medyada konuşurken takılmalarımla ilgili birçok yorum ve iddia gördüm. Sizin de aracılığınızla bu konuya bir açıklık getirmek isterim. Çünkü çok fazla yaratıcı tahmin var… Neler neler… Ben kekemeyim. Teşhisi yapılmış, nefes egzersizleriyle iyileşen bir durum bu. Doktorum var, egzersizlerim var.

O egzersizleri yaptığımda iyileşiyor ama sonra yoğunluktan, çalışma temposundan bazen çalışmayı aksatabiliyorum, tekrar ortaya çıkabiliyor. Bu tamamen nefes koordinasyonuyla alakalı. Çok basit özet; beynim bazen nefesimin karşılayabileceğinden daha fazla kelime üretiyor, nefes yetmeyince o istemsiz kekeleme ortaya çıkıyor. Aslında tüm açıklaması bu.

‘TEKNOLOJİYE VE SAATLERE MERAKIM VAR’

Antrenmanların yoğun temposu dışında boş zamanlarınızda neler yaparsınız?

Benim için yılın çok büyük bir bölümü kamp, antrenman ve yarışmalarla geçiyor. Hal böyle olunca çok fazla boş zamanım da olmuyor. Çok sıkı bir teknoloji takipçisiyim. Yeni çıkan teknolojik aletleri, trendleri yakından takip ederim. Boş zamanlarımda bu konularla alakalı araştırmalar yaparım. Onun dışında saatlere özel bir merakım var. Saat markalarının tarihçelerini okumayı, modellerini araştırmayı çok seviyorum.

patronlardunyasi.com

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

x